Grup Alışverişçilerin Kuponları Aslında Dedelerinden Miras..

21 Haziran 2011 tarihinde EticaretMAG‘de yayınlanan yazım:

80′li yılların sonlarında başlayan 90′lı yılların ortasına kadar etkinliğini hız kesmeden sürdüren bir kupon furyası vardı Türkiye’de. Yüksek tirajlı gazetelerin rakiplerine karşı üstünlük sağlamak için başlattıkları “X kupon getirene Y bedava!” kampanyalarına kayıtsız kalmak mümkün değildi o dönemde. Kupon biriktirenler önceleri ansiklopedi, atlas, kartondan model arabalar, uçaklar, futbolcu kartları kazanabiliyorken bu işe gösterilen büyük ilgi neticesinde verilen ürünlerin içerikleri ve nicelikleri de gitgide artırıldı. Hatta bir dönem televizyon, yemek takımı, çeyiz seti gibi devasa ürünlerin dağıtımına kadar vardı bu iş. Sonrasında da sektörde yaşanan ekonomik kriz ve birkaç dolandırıcılık tecrübesinden sonra yok denecek kadar az ve küçük ürünlerin dağıtıldığı bir noktaya gelindi. Günümüzde halen kupon karşılığı ücretsiz ürün dağtımının devam ettiğini de belirtmekte fayda var.

Günümüzde internet üzerinden yapılan alışverişlerin sayısının ve büyüklüğünün artması “grup alışveriş” gibi yeni iş modellerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.  Tek başına belirli bir hizmet için belirli bir miktar ücret ödemektense aynı hizmeti almak isteyen tanıdık / tanımadık başka kişilerle bir güçbirliği oluşturarak aynı hizmeti çok daha düşük ücretlerle alabilecek olmanın beslediği bu yeni iş modeli bir anlamda “e-kupon” kavramının hayatımıza girmesine de sebep olmuştur. “e-Kupon” aslında 90′lı yılların ünlü “kupon”unu ile temelde aynıdır. İkisi de kendisine sahip olan için belirli bir avantaj yaratmaktadır. Ayrıldıkları nokta ise “kupon” bir kişi tarafından ve genellikle birden çok daha fazla adette toplandığında bir avantaj oluşturuyorken “e-kupon” birden çok daha fazla kişi tarafından birer adet temin edildiğinde belirli bir avantaj oluşturmaktadır. Sürekli “fırsat” başlığı altında sunulan indirimli ürün ve/veya hizmetlerden faydalanmak istenildiğinde grup alışveriş sitesine “e-kupon” ücreti ödenmeli ve bu kupona ait üretilmiş özel numara hizmet verilen yerde görevlilere iletilmelidir.

Peki, günümüzün modern iş modellerinde dahi kendisine yer bulabilen; halen geçerliliğini korumayı başaran; insanların rağbet ettiği, kullanmaktan vazgeçmediği bu “kupon” denilen icadın bundan tam 124 yıl önce kullanılmaya başlandığını biliyor muydunuz?

Gelin Time.com‘un hazırladığı “Kuponların Tarihçesi” isimli araştırmaya birlikte bir göz atalım:

1887
Coca-Cola firması  tüzel kişiliğe kavuştuğunda, firma ortaklarından Asa Candler isimli Atlanta kökenli işadamı el yazması “bedava Coca-Cola” kuponları yapmıştı. “Kupon kullanımı” anlamındaki bu ilk adım sonrasında yaklaşık 20 yıl boyunca Amerika’da her 9 kişiden 1 tanesi bu kuponlar sayesinde bedava Coca-Cola içmişti.

1890′lar
Coca-Cola firmasının dağıttığı kuponların yarattığı ilgi ve başarı tüm Amerika’da yankı bulmaya başlamıştı. Benzer kullanımların sayısı çığ gibi büyüdü.

1901
Amerikan kahvaltı tahıl ve gıda üreticisi  C.W. Post, “üzümlü fındıklı tahıl” isimli ürününün geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak üzere “1 sent” ederindeki kuponları ürün ile birlikte dağıtmaya karar vermişti. Kupon stratejisi tuttu ancak ürün tutmadı.

1930′lar
2. Dünya Savaşı’nın dünya üzerinde yarattığı büyük ekonomik krizden dolayı insanlar “süt” ve “yumurta”  gibi temel besin ürünlerine sahip olmayı bile lüks olarak kabul ediyorlardı. Bu nedenle “kupon” mantığı insanlara cazip geldi ve kullanım oranı hızlı bir gelişim gösterdi.

1940′lar
Bu yıllarda savaşlarda çarpışan erkeklerin arkalarında onlara destek vermek misyonuyla dimdik durmaya çalışan kadınlar  bir yandan toprak ekmekle bir yandan fabrikalarda üretimler yapmakla uğraşırken ekonomik tasarruf aracı gibi gözüken “kupon”lar yaygın bir şekilde kullanılmaya devam ediyordu.

1950′ler
Kupon kullanım alışkanlığının en çok etkilediği yerlerin başında Sovyetler Birliği geliyordu. Bu yıllarda 10 sentlik indirim kuponlarına kavuşmak için bile saatlerce kuyruklarda bekleyen ‘yoldaşlar’ aynı kuponları kullanmak için bir o kadar süre daha kuyruklarda bekliyorlardı. O dönemlerde en popüler kupon “20 sentlik Ushanka şapkası indirim” kuponlarıydı.

1960′lar
‘Çekirdek Aile’ kavramının güçlendiği bu yıllarda özellikle Pazar sabahları ailece oturup “kupon kesme” işi yapmak çok popüler bir alışkanlık halini almıştı. Öyle ki savaş protestoları veya beysbol oyunundan bile daha öncelikli bir işti bu. Yine bu dönemde başka bir trend olarak “kupon hediye etme” de popüler bir alışkanlığa dönüşmüştü.

1980′ler
Bu yıllarda “kupon” artık süreli yayınların ve gazetelerin resmi bir parçası gibi olmuştu. Neredeyse bir gazetenin 3′te 2′sini kuponlar oluşturmaktaydı.

1990′lar
Kuponlar ilk kez dijitalleşmişti. Özellikle perakendeciler bir reklam aracı gibi gördükleri kuponları “online” olarak kullanmaya başladılar. Tüketiciler bu işe hemen alıştı; çünkü online kuponlar yazıcıdan istenildiği sayıda çıktı olarak alınabiliyor ve istenildiği kadar kullanılabiliyordu. Aynı yıllarda, insanların değişen beslenme alışkanlıkları ve artan obezite sayısı fast-food restoranlarını kendi indirim kuponları setlerini çıkarma konusunda tetikledi. Böylece ekstra seçenekler oluşturarak satış adetlerini artırmayı hedeflediler. (Başarılı da oldular!)

2010
“iKupon” evrimleşmesi yaşandı. Kuponlar mobil telefonlara taşındı. Özellikle iPhone gibi popüler mobil cihazlara yüklenmek üzere hazırlanan “kupon üretme yazılımları” sayesinde bir çok işletme müşterilerine kendilerine özel kuponlara sahip olma şansı verdi.

2030′lar
Yaygın kullanıma sahip her hizmette, her üründe, her uygulamada olduğu gibi “kupon” uygulamalarında da sahtekarlık girişimleriyle karşılaşmak olasıdır. Özellikle önemli avantajlar sağlayan kuponlar için gerçekleştirilmiş sahtekarlık girişimleri yüzünden sektör temsilcileri çözüme yönelik araştırmalara yönelmişlerdir. Bu araştırmaların sonucunda 2030′lu yıllarda insanların en büyük ayırtedici özelliği olan DNA koduna özel hazırlanmış kuponlar oluşturulduğunu görürsek çok şaşırmamalıyız!

Sonuç olarak, görülüyor ki temel insan ihtiyaçlarını gözeterek “yalın ama yararlı” olacak şekilde tasarlanan modeller yıllar geçse, insanlar ve hayat tarzları değişse de bir şekilde kendilerine kullanım alanı bulabilmektedir. Daha dün günlerce biriktirilen kuponların karşılığında alınanlarla eve eli dolu gelen anne babalarımızın bizlere yaşattığı heyecanda da; bugün cep telefonlarımızdan bir kaç dakikada kolaylıkla edindiğimiz fırsat indirim kuponlarını kullanarak aldığımız hizmet veya ürünlerin bize yaşattığı heyecanda da aynı temel duyguyu yaşıyoruz aslında: “indirim sevgisi” İşte böyle zamanlarda “iyi ki kupon icat edilmiş!” diyesi geliyor insanın…

Siz ne dersiniz?

e-ticaret, internet , , , , , , , , , , , ,

E-Ticaret Sitelerine Üyeliğe Devlet Desteği Var!

16 Haziran 2011 tarihinde EticaretMAG‘de yayınlanan yazım:

Günümüzde sayıları binlerle ifade edilecek kadar çok sayıda e-ticaret sitesi bulunmakta. Bu sitelerin bazıları son kullanıcılara hizmet verirken bazıları da şirketlere yani kurumsal müşterilere yönelik hizmetler sunuyor. Son zamanlarda büyük perakende firmalarının da e-ticaret sektörüne olan ilgisinin artması ve girişimlerde bulunmaları sektörün büyümesi yönünde pozitif bir etki sağlamış gibi gözüküyor. Şimdilik cirosal anlamda dişe dokunur bir artış gözlenmese de en azından içerik zenginliği ve çeşitlilik anlamında büyük bir potansiyel söz konusu.

Bu gelişmelerin paralelinde büyüyen e-ticaret sektörüne karşı devletimiz de tepkisiz sayılmaz. Şimdilik özellikle “e-ticaret” başlığı altında yurtiçindeki faaliyetleri destekleyen bir devlet girişimi olmasa da ürünlerin yurt dışına elektronik ortamda pazarlanabilmesi amacıyla bir takım e-ticaret sitelerine üyelik giderlerinin limitler dahilinde karşılanması ile ilgili bir devlet yardımı söz konusu.

Buna göre, 2006/6 sayılı Pazar Araştırması ve Pazarlama Desteğine İlişkin Tebliğ’de yer alan Elektronik Ticaret (e-Ticaret) Sitelerine Üyelik Giderlerinin Desteklenmesi konusunda Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın karar mercii olması kaydıyla İGEME (İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi) isimli kurum, uygulamacı kuruluş olarak görevlendirilmiş. Yani, başvuru şartlarını sağladığınıza inanıyorsanız hemen bu kuruluşa başvurarak belirtilen devlet yardımından yararlanabilirsiniz.

Peki, bu yardımdan kimler faydalanabilir?

Tebliğ’de geçen tarife göre “Türkiye’de sınai ve/veya ticari faaliyette bulunan şirketler” bu yardımdan faydalanabilecektir.

Ne kadarlık bir yardım söz konusu?

Müsteşarlıkça uygun görülen ve nihai tüketiciye yönelik olmayan e-ticaret sitelerine üyelik giderleri, şirketler için % 70 oranında ve yıllık en fazla 10.000 ABD Dolarına kadar desteklenir. Firmalar en fazla 5 e-ticaret sitesi için ve e-ticaret sitesi başına en fazla 3 yıl süresince yararlanabilir.

Hangi e-ticaret sitelerine üyelik bu kapsam dahilinde?

www.alibaba.com
www.europeansourcing.com
www.psi-network.de
www.archiexpo.com
www.fibre2fashion.com
www.recycle.net
www.army-technology.com
www.fordaq.com
www.steelorbis.com
www.baba2baba.com
www.globalsources.com
www.stonecontact.com
www.bncnetwork.net
www.icomtrader.com
www.tecdoc.de
www.chemorbis.com
www.infomine.com
www.techpilot.net
www.directindustry.com
www.kompass.com
www.tradeatlas.com
www.dothealth.com
www.lubricants1.com
www.tradeboss.com
www.ec21.com
www.mesteel.com
www.tradekey.com
www.environmental-expert.com
www.mfg.com
www.turkishexporter.net
www.europages.com
www.nauticexpo.com
www.webpackaging.com

 

Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve başvuru yapmak için IGEME web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

e-ticaret , , , ,

e-Devlet Kapısı’na Kadar Gelebilenlerden Misiniz?

Hızla ilerleyen teknoloji sayesinde her gün hayatımıza bir yeniliğin daha girdiğini görüyoruz. Daha 20 sene önce Amiga, Commodore 64 ve Tetris gibi seçenekler arasında sıkışıp kalmışken şu anda sayısız bilgisayar çeşitleri, oyun konsolları, internet ve onun getirdiği yüzlerce, binlerce uygulamalar arasında her birimiz kendimize en çok hitap eden meşgaleyi bulabiliyoruz. Tüketim toplumu olma yolundaki maceramıza online hayatta da devam ediyoruz. Peki bu kötü bir şey mi?

Bence cevabı: Hayır, asla! Bu “hayır”ın elbette “çünkü”sü de var.

Çünkü; biz yeni gelen teknolojiyi ve nimetlerini hızlıca tükettikçe, onu üretenler daha iyisini daha kapsamlısını, daha pratiğini yapmak zorunda kalıyor. 50′li yaşlarından sonra bilgisayar ile tanışan anne-babalarımız dün bir web tarayıcısı açıp otomatik gelmesi üzerine ayarlanmış Google‘ın arama kutusuna bir şey yazarak internette dolaşıldığını; hatta internetin bundan ibaret olduğunu düşünürken bugün bankaların Online İnternet Şubesi’ne giriş yaparken kullandığı cep telefonunun java uygulamaları menüsünden bankanın cepmatik uygulamasını açarak şifre üretmeyi başarıyor ve ürettiği şifreyi girerek kredi kartlarının hesap ekstresini e-posta adresine gönderebiliyor. Ve üstelik bu gelişim sadece 1-2 sene içerisinde ekstra gayret göstermeden olabiliyor.

Diğer yandan, daha dün internet çoğu kişinin sadece “sorularına cevap arama” ihtiyacını karşılarken bugün çevresindeki her şey ile etkileşim içine girebildiği bir platforma dönüşüyor. Gelenekselleşeceği öngörülen teknolojiler bile bugün yerlerini evrimleşmiş yeni teknolojilere terk etme arifesindeler. İnternet portallarında gezinen, günün fıkrasını okuyup mp3 download eden, falını okuyup e-postalarına bakan kişilerin şimdilerde linkedin ile iş çevrelerini zenginleştirmeye çalıştığını; twitter ile seslerini kendilerini takip edenlere duyurmaya gayret ettiklerini – anlık duygu ve düşüncelerini paylaşma eğilimi gösterdiklerini; foursquare sayesinde arkadaşları ile bir yerlerde karşılaşma ihtimallerini artırmaya hatta insanlarla belirli noktalarda buluşmaya çabaladıklarını izliyoruz. Yahoo, Hotmail, Gmail gibi elektronik posta hizmeti sağlayıcılarının Facebook’un e-posta hizmeti vermeye başlayacağını açıklamasıyla nasıl B planları yapmaya başladığını; iPhone‘un dokunmatik ekran fikrinin kazandığı inanılmaz popülarite sayesinde nasıl kopyalanarak neredeyse hemen her marka tarafından kullanılmaya çalışıldığını görebiliyoruz.

Aslında bütün bu değişimler, temelde teknolojiyi kullanan / onun nimetlerini tüketen biz insanların kazandırdığı ivme sayesinde bugün bu noktalara ulaşmıştır diyebiliriz.

Daha dün sadece içerik görüntülemek için kullandığımız internet şimdilerde elektronik yardımcımız gibi bir role büründü. Eskiden sahnelenen bir tiyatro oyununun, bir sinema filminin ya da bir konserin sadece “nerede?” ve “saat kaçta?” olacağının bilgisine ulaşmak için kullandığımız internet ile bugün oturacağımız koltuğun numarasına kadar karar vererek o etkinliğin biletini kredi kartımıza üstelik taksit bile yaptırarak sahip olabiliyoruz. Telefon ile lisanını hiç anlamadığımız, telefonda konuşmasını bilmeyen tiplere laf anlatmaya gayret ederek popüler mekanlara rezervasyon yaptırmaya çalıştığımız günler yerini online rezervasyon sistemleri sayesinde kimseyle konuşmaya çalışmadan, hızlı ve güvenilir bir biçimde rezervasyonumuzu gerçekleştirebildiğimiz teknoloji dolu günlere bıraktı.

Bütün bu gelişmelere nihayet devletimiz de tepkisiz kalmayarak “Devletin kısa yolu” mottosuyla www.turkiye.gov.tr adresinde devlet kurumlarında gerçekleştirilen işlemleri elektronik ortama taşımayı başardı. Henüz tam kapasite hizmete geçilmemiş olsa da altyapısı hazırlanmış olan ve şu anda “Doğum, Eğitim, Askere Alma ve Seferberlik, İş ve Kariyer, Sosyal Güvenlik, Aile, Birey ve Toplum, Sağlık” gibi başlıklar altında gruplandırılmış hizmetlerden sıraya girmeden, saatler harcamadan faydalanabiliyorsunuz. PTT şubelerinden bir defaya mahsus 1 TL vererek alacağınız e-Devlet Şifresi veya Turkcell / Avea hatlı telefonlarınıza tanımlatacağınız mobil imza ile siz de hemen e-Devlet’in kapısından giriş yapabilirsiniz.

internet, teknoloji , , , , , , , , , , , , ,

E-Ticaret’te Başarı Arayanlara 10 İpucu

E-Ticaret bir domain adının satılmasından müzik indirmeye; sanal kitap (e-book) içeriğinden faydalandırmadan tutun da elbise, DVD gibi fiziksel ürünlerin satılmasına kadar çok geniş bir alana hitap etmektedir. Bu ürün gruplarından herhangi birisi sipariş edildiğinde müşterinin kapısına kadar ulaştırılır. İşin doğasında “sipariş” ve “teslimat” vardır ve en genel anlamda bu süreç e-ticaret firması ile son kullanıcı (B2C) ya da kurumsal müşteri (B2B) arasında gerçekleşebilmektedir.
Gerekli şartları sağlayabilen herkes e-ticaret işi yapabilir. Peki, gerekli şartları sağlayabilmek başarılı olabilmek için yeterli midir acaba?

Bu sorunun cevabını arayanlara 10 ipucunu paylaşmak isterim:

1. Şimdi harekete geçin!

Teknoloji ve internetin bu kadar hızlı geliştiği ve değiştiği bir dönemde özellikle “online” bir aktivite için zaman kaybetmeden aksiyon almak çok önemli bir konudur. Genellikle bu konuda firmaların yaptığı en büyük hata aksiyon almadan yapılan planlamalar, analizler ve fikir üretimleri ile zamanı gereksiz yere boşa harcamaktır. Ne kadar plan program yaparsanız yapın bir yerinden başlamadığınız sürece hep bir adım geriden takip eden bir yapıdan kurtulamazsınız. “You don’t have to get it right, you just have to get it going. (İşleri yoluna koymak zorunda değilsiniz; yalnızca devamlılığını sağlamalısınız.)” özdeyişi de bu durumu açıklamada kullanılabilecek güzel bir ifadedir. Unutmayın ki e-ticaret’e başlamak için “mükemmel” bir zaman asla gelmeyecektir; biran önce ilk adımı atmak gerekir.

2. Planlayın; Öngörünüzü Yapın; Rakamları Takip Edin!

E-Ticaret işine başlarken genellikle herkesin hataya düştüğü bu noktada siz akıllıca ve dürüstçe yaklaşın olaya ve pahalı bir başarısızlık tecrübesi yaşamaktan kurtulun. İlk olarak şu soruların cevabını kendinize dürüstçe verin:

  • Satmayı düşündüğünüz ürün veya hizmetinize online bir talep var mı?
  • Sizin ürün veya hizmetinizi halihazırda online satışı yapılmakta mı? Eğer cevabınız evet ise bu ürün veya hizmete ait işlem hacmi ne kadar?
  • Rakiplerinizin fiyatları nasıl? Sizin maliyetinizin altına fiyatlarla onların müşterilere satış yapma riski var mı?
  • Sizin e-ticaret siteniz tüm hesaplamalar sonunda halen kazançlı bir iş mi vaadediyor?

Bu soruların cevabını ararken bir yandan da “aksiyon planınız” şekillenecektir. Piyasa şartları ve potansiyel müşteri talebini de hesaba katmaya çalışarak gelecek ile ilgili öngörülerinizi de saptamak; hatta elinizdeki rakamları ve öngörülerinizi bir excel dosyasında yazarak süreç boyunca elinizdeki rakamlar ile gerçekleşen rakamları sürekli kontrol etmek başarılı olmaya giden yolda atılacak önemli bir adım olacaktır.

3. Odaklanın! Odaklanın! Odaklanın!

Aksiyon planınızı oluşturduktan sonra ürün veya hizmetin içeriğine, ürün satacaksanız çeşit ve sayısına karar verin. Web sitenizde mümkün olduğunca detaya inen ve zengin bir içerik oluşturun. Sonrasında planladığınız yolda ilerlemeye bakın. Piyasanın dalgalanmaları karşısında küçük ve kısa süreli kazançlar elde etmek için fokusunuzu bozmamaya özen gösterin. Planınıza sadık kalmazsanız “planda başarısızlık” riski “başarısızlık planı” haline dönüşür ve kendi kendinizi sabote edersiniz.

4. Doğru E-Ticaret Yazılımını Edinin!

Aslında, en ideal olan şey yılların getirdiği tecrübe ve müşteri deneyimleri ile yoğrularak geliştirilmiş profesyonel bir e-ticaret yazılımı edinmektir. Bunu sağlayan birçok deneyimli e-ticaret yazılım firması arasından sizin kültürünüze en çok uyan, sizi anlayan ve sizinle paralel bir vizyona sahip olanı bulmak ve anlaşma yapmak doğru bir tercih olacaktır. Bu sayede hızlı açılan, sorunsuz çalışan, esnek yapısı sayesinde değişen ihtiyaçlarınıza cevap verebilecek, Google gibi arama motorları tarafından başarılı şekilde indekslenebilen, kullanılabilirlik ve stabilite testleri profesyonellerce sürekli yapılan birçok fonksiyona sahip “doğru” bir e-ticaret sitesine kavuşabilirsiniz. Öte yandan bu özellikleri sağlayabilecek yetkinlikte profesyonellerden oluşan bir yazılım ekibini inhouse olarak istihdam etmek seçeneği de her zaman geçerli bir alternatiftir. Sonuçta, önemli olan kaliteli bir yazılıma sahip olmaktır.

5. İşin Anahtarını Edinin: Tasarım!

Unutulmamalıdır ki güzellik görecelidir. Sizin güzel bulduğunuzu başkaları çirkin bulabilir. Eğer Steve Jobs kadar mükemmeliyetçi değilseniz; yüzlerce alternatif görerek çalışma şansınız da yoksa risk almamalı ve genel geçerliliği olan tasarım gerçeklerine sıkı sıkıya bağlı kalarak doğru tasarımı e-ticaret sitenize yansıtmalısınız. Yine unutulmamalıdır ki sitenize ilk kez gelen ziyaretçileri cezbedebilmeniz için yalnızca 5-7 saniye arasında kısıtlı bir vaktiniz olacaktır. Bu süre zarfında ziyaretçinizin beğenisini ve ilgisini çekemezseniz sitenizi terkedecektir. Başarılı bir tasarım için özellikle, “3F Strategy” olarak bilinen Fast (Hızlı), Functional (Kullanışlı) ve Familiar (Aşina) tasarım hazırlama stratejisi örnek alınabilecek önemli bir model olabilir.

6. Yüksek Kullanılabilirlik + Dönüşüm Oranı = Daha Çok Satış!

Yapılan bir araştırma göstermektedir ki ortalama e-ticaret sitelerinde her 100 ziyaretçiden 1′den daha azı müşteriye dönüşmektedir. O halde sitenizi ziyaret edenlerin işini kolaylaştırmak; alışverişi sıkıntısız ve ekstra işlemler yapmaksızın tamamlayabilmelerini sağlayacak bir akış planlamak işin doğrusu olacaktır. Karmaşık menü yapısı, düzensiz ve gruplandırılmamış ürünler, uzun ve sıkıcı kayıt formları, hangi sayfadan gelindiğinin hangi sayfaya gidileceğinin anlaşılmadığı kötü navigasyon yapısı müşterilerinizi kaçırmak, alışveriş yapmamalarını sağlamak için yeter de artar bile! Bu hatalardan uzak durarak kullanışlı, anlaşılır bir site kurgulamalısınız. Müşterileriniz ürünleri kolayca bulabilmeli, alışverişe nereden başlayacağını ve ne şekilde tamamlayarak sitenizden ayrılabileceğini çok net şekilde anlıyor olabilmelidir. Böylece sitenizdeki dönüşüm oranı ortalama değerlerin üzerine çıkacaktır ve bu da daha çok gelir elde etmenizi sağlayacaktır.

7. Yoğun ve Parçalanmış İçerikten Uzak Durun!

Bilgi kirliliği yaratacak kadar çok veriyi, özensiz ve daha da vahimi düzensiz bir şekilde sitenize koyarsanız müşterilerinizi kaçırırsınız. Web sitenizde “aşırı derecede çok bilgi olması” sanıldığının aksine antipatik bir görünüm oluşturacaktır. Zira, müşterileriniz kendilerini başlangıç noktasından alıp alışveriş sürecinin son adımına kadar yönlendirebilecek, kararsızlığa veya şüpheye düştüklerinde seçeneklerinin neler olduğunu, bu seçeneklerin tek tek ne gibi sonuçlar getireceğini bulabilecekleri yeterli ve anlaşılır bilgilendirmelerin olduğu bir siteyi her zaman tercih edeceklerdir.

8. Google İle Barışık Olun ve Doğru Arama Kelimeleri Seçin!

Günümüzde web siteleri için en önemli ziyaret trafiği artırıcılardan birisi de “arama motoru pazarlaması”dır. Bu pastadan pay elde edebilmek için bir bütçe ayırmalı ve işinizi en güzel şekilde ifade edecek anahtar kelimeleri (keywords) belirlemelisiniz. Böylece sizin sunduğunuz hizmet veya ürünler ile ilgili internette arama yapan insanlar sizin müşterileriniz olabilecektir. Öte yandan, doğal arama sonuçlarında da sitenizin yeralabilmesi için doğru bir altyapı çalışması hem yazılımsal hem tasarımsal olarak yapılmalıdır. Böylece arama motorları ile barışık altyapınız size hiçbir ücret ödemeden potansiyel müşteriler getirecektir.

9. Yapışkan Web Sayfaları Hazırlayın!

Sitenizde alışveriş yapmak amacıyla gezinen müşterilerinizin vazgeçemeyeceği, okumaktan – izlemekten zevk alacakları web sayfaları tasarlamaya özen gösterin. Özellikle ürün detay sayfalarında düzgün bir yerleşime; yeterli ve zengin bir içeriğe ulaşılmasına özen gösterin. Böylece müşteriler hem görsel açıdan tatmin olacaklardır hem de ihtiyaç duyacakları bilgilere kavuşarak alışveriş kararı verme aşamasında zorluk çekmeyeceklerdir. Hatta bu tür çalışmaların doğrudan “dönüşüm oranına (conversion rate)” etki edeceğini, bunun da gelirinize pozitif şekilde yansıyacağını söyleyebiliriz.

10. Hep Ulaşılabilir ve Çalışır Durumda Olun!

Fiziksel bir mağaza sahibi için günün en işlek saatinde mağaza kapılarının kapalı olması ne demekse e-ticaret sitesi için de müşterilerin internet tarayıcılarında “ulaşılamıyor” mesajını görüntülemeleri o demektir. Bu noktada, hizmet aldığınız İnternet Servis Sağlayıcı’nın kalitesi büyük önem taşımaktadır. Yapacağınız anlaşmalarda 7 gün 24 saat açık olması beklenen e-ticaret sitenizin müşterilerinize her daim hizmet verebiliyor olmasını garanti altına almak başarılı olmanız yolunda önemli bir asettir. Öte yandan sistem geliştirmelerinin ve yeni fonksiyonların hayata geçirilmesi ihtiyacınızı gerçek sistem üzerinde karşılamaya çalışmak, yanlış giden birşeyin bir anda herşeyi tepetaklak etmesine neden olabilecektir. Bu yüzden mutlaka hazırda bir test server bulundurmalı ve sitenizin her daim tam fonksiyon çalışır durumda olmasını garanti altına almalısınız.

Bu 10 ipucunu doğru değerlendirerek başarılı e-ticaret projeleriyle büyük paralar kazanmanızı temenni ederim..

e-ticaret , , , , , , , , , , , , ,

E-Ticaret Güvenli Ödeme Sistemleri Sağlayıcısı EST Satıldı!

Bilmeyenler için, EST, Türkiye’nin e-Ticaret Güvenli Ödeme Sistem ve Hizmetleri Sağlayıcısı olarak hizmet veren bir teknoloji şirketidir. Türkiye’de e-Ticaret ödemeleri alanında faaliyet gösteren bankaların büyük bir kısmı EST ile çalışmaktadır. www.est.com.tr web sitesinde yapılan duyuruyu sizlerle paylaşıyorum:

Avrupa’nın en büyük 5. yazılım şirketi olan Asseco Poland SA’nın iştiraki Asseco South Eastern Europe (Asseco SEE), EST ve ITD hisselerini satın aldı

Avrupa’nın en büyük 5. yazılım şirketi olan Asseco Poland SA’nın iştiraki Asseco South Eastern Europe (Asseco SEE), 30 Temmuz 2010 tarihinde imzalanan anlaşma ile EST – Elektronik Sanal Ticaret Bilişim Hizmetleri A.Ş. ve ITD – İletişim Teknoloji Danışmanlık Ticaret A.Ş. hisselerini satın almıştır. 2002 yılından bu yana ITD’de ortaklığı bulunan Türkiye İş Bankası’nın dolaylı iştiraki İş Girişim Sermayesi de ITD’de sahip olduğu paylarını Asseco Grup’a devretmiştir.

Asseco SEE, finans, bankacılık, kamu ve endüstri de dahil olmak üzere çok çeşitli sektörlere yönelik çözümler üzerine uzmanlaşmıştır. Asseco Poland, doğrudan ve iştirakleri vasıtası ile Avrupa’nın 17 ülkesinde faaliyet göstermektedir. Ocak 2010 itibarı ile Asseco Grup’un 8.500′i aşkın çalışanı bulunmaktadır.

Asseco SEE’nin bu kararı almasının temel nedeni; EST ve ITD’nin Türkiye Bilgi Teknolojileri ve İletişim (ICT) sektöründe sergilediği büyüme potansiyelidir. Asseco Grup, diğer bölge pazarlarına ulaşma hedefi çerçevesinde, Türkiye’yi bir teknoloji ve yönetim üssü olarak değerlendirme kararlılığındadır.

Asseco SEE’nin uluslararası alanda sürdürdüğü hızlı büyüme planının bir parçası olarak Türkiye’de EST ve ITD’yi seçmesi bizleri gururlandırmıştır. Yolumuza, Avrupa’nın önde gelen bilişim şirketlerinden Asseco SEE’nin gücü ile devam edecek olmamız, hizmet kalitemizin artarak ve sizlerle sürdürdüğümüz başarılı iş birliğinin güçlenerek devam etmesini sağlayacaktır.

Bu satışın teknoloji ve e-ticaret dünyası adına olumlu geri dönüşleri olmasını temenni ediyorum.

e-ticaret , , , , ,