Yenilenen web arayüzleri ve ileriye yönelik açıkladıkları projeleriyle (videofon, vdsl, vb.) bizleri sevindiren Türk Telekom A.Ş., 2007 yazında yaşattıkları grev ve hizmetlerini durdurmaya bağlı kötü izlenimleri silme yolunda önemli adımlar atmış gözüküyor. Elbette bu gelişmeleri sevinerek destekliyoruz bizler de..
Ancak, madalyonun bir de diğer yüzü bulunuyor! Son zamanlarda sıkça görmeye alışık olduğumuz televizyon reklamlarında JEMBEY karakteri ile oluşturmaya çalıştıkları sempatinin arkasında hiç de hoş olmayan “pazarlama” taktikleri yatıyor.. Bunlardan sadece iki tanesi hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum. Zira, bu iki servis hizmetini almak üzere heyecan içerisinde sözleşmeleri doldurmak üzereyken benim başıma gelen sizlerin de başına gelsin istemiyorum hiç!
Birinci kampanya, “Jembey Evlilik Kampanyası’nı Sunar” adıyla tanıtılmakta. Bu kampanya dahilinde Mayıs-Aralık 2008 tarihleri arasında evlenen çiftlerden herhangi birisinin bu durumu ispat edecek resmi bir yazı ile Türk Telekom’a telefon hattı başvurusu yapması halinde kendilerine 3000 dakika şehiriçi veya şehirler arası konuşma süresi ve bir kablosuz telefon hediye ediliyor. Buraya kadar herşey iyi hoş.. Ancak, başvuru yapmak ve elinizdeki “evlilik” kağıdı ile form doldurmak üzere telekom müdürlüğüne gittiğinizde hiç de hoş olmayan bir süpriz sizi bekliyor: “2 yıllık sözleşme taahhüdü“. İlk bakışta bu taahhüd size mantıklı gelebilir; ama bir düşünün: bu sözleşmeye imza atmak demek bu telefon hattını 2 yıl boyunca korumak demek, 2 yıl aynı adreste oturmayı 2 yıl bu telefonu kullanım ücretleri ne olursa olsun kapattırmayacağınızı peşinen kabul etmek demek. Diyelim ki kapatmak zorunda kaldınız; o zaman ne olacak? Telekomun ifadesi aynen şöyle: “Borç, kendi isteği ile iptal ve kampanya taahhütlerine aykırı davranışlar durumunda müşteriye verilen hediyeler, son faturaya yansıtılarak, müşteriden talep edilir. ”
Sizce bu bir kampanya ve Telekom’un evlenen çiftlere bir “hediyesi” mi; yoksa sözleşmelerin en altına okunamasın diye yazılan minik puntolu yazıların mantığında hazırlanmış bir görsel kandırmaca mı?! Cevabı çok zor olmasa gerek…
İkinci kampanya, “İnternet’e hoşgeldin indirimi:15,99 YTL” adıyla sunulmakta. Bu kampanya dahilinde 10 Temmuz 2008 tarihinden itibaren TTNET ADSL’ye abone olan herkes TTNET ADSL ile İnternete aylık 15,99 YTL ödeyerek bağlanıyor; bağlantı ücreti yok ve modemli seçeneklerde modem de TTNET’den. Buraya kadar da herşey iyi hoş.. Ancak, özellikle televizyon reklamlarında altı çizilmeyen gerçekler var! İlk olarak bu indirim Aralık 2008′de sona eriyor, yani 15,99 YTL sadece ve maksimum 5 ay için geçerli. İkinci olarak bu kampanyadan yararlanmak için “24 aylık sözleşme taahhüdü” şart! İndrimin Ocak 2008 ve sonrasında geçerliliğini yitirecek olması düşünülürse bu ne tek taraflı bir taahhüddür böyle anlamak çok güç! Üçüncü olarak da diyelim modem “hediye”sine kandınız ve modem seçeneği ile abone oldunuz. TTNET buna verecek cevabı da düşünmüş: “Müşterilerin ADSL hattını 24 aylık taahhüt süresi dolmadan iptal ettirmeyi istemesi durumunda, abonelik iptaline kadar geçen süre boyunca yapılan indirimler geri alınacaktır. Modem hediyeli seçenekten yararlanan müşterilerden ise abonelik iptaline kadar geçen süre boyunca yapılan indirimler ve modem ücretleri (kablolu modem için 50 YTL, kablosuz modem için 125 YTL) geri alınacaktır.”
Sizce bu bir kampanya ve TTNET’in hoşgeldin “hediyesi” mi; yoksa sözleşmelerin en altına okunamasın diye yazılan minik puntolu yazıların mantığında hazırlanmış bir görsel kandırmaca mı?! Bunun da cevabı çok zor olmasa gerek…
Teknolojinin hızı ve iletişimin yaygınlaşması sayesinde özellikle kampanya ve pazarlama faaliyetleri önemini giderek artırmakta. Ülkemiz insanlarının “hediye” edilene veya “bedava” verilene olan ilgisini kullanarak var olanı farklı göstermek, az bilgi vererek beklenti oluşturmak ve bunu talebe dönüştürerek satışları artırma stratejileri gütmek gerçekten çok acınası metotlardır. İnsanları bu reklamlar ile başvuru yapmaya teşvik etmek ve resmen “kandırarak” sözleşmeler imzalatmak da son derece etik dışı olaylardır. Ben sözleşmeleri imzalarken tesadüfen ayrıntılara dikkat ettim ve kendimi hediyelerle eve dönecek zannederken bir “karar anı”nın tam ortasında buldum! Bu kadar yol katedip, form doldurup, sıra bekleyip zaman kaybettikten sonra imza atmadan o kapıdan çıkıp gitmek mi yoksa söz konusu “imkansız” taahhüdleri verip ileride “ceza”ya dönüşme ihtimali olan “hediye”lerle eve dönmek mi? İşte size “karar anı“…


